Ana içeriğe atla

Şahsiyetinizi, hayatı nasıl betimlediğiniz belirler.

 

Bir gün Şangay'a bir rahip gelir. Kentin içinde hemen halk etrafını sarar.  

" Rahip hoş geldin. Nereden geliyorsun" diye sorarlar. Rahip " Pekin'den" der. Rahibin etrafındaki kalabalık heyecanla ve merakla sorularına devam ederler. "ee anlat Rahip. Pekin nasıl bir kent, insanları nasıllar " diye sorarlar. Rahip, kızgın ve mutsuz bir ifadeyle " Berbat bir kent, dar sokakları, çukurları, kötü evleri her yer çorak, insanları ise; duyarsız, mutsuz, nemrut.  Çoğu sahtekar. Duyarsız, kötü insanlar " der. Dinleyen kalabalık üzülür. Ama biraz Rahibi'i mutlu etme çabası ile bu kez de " ee Rahip Şhangay'ı nasıl buldun, bizim insanlarımızı nasıl buldun " diye sorarlar. Rahip yine aynı kızgın ve mutsuz ifade ile " Shangay'da berbat bir yer. Her yer çamur. bakın şu ayaklarıma. Burası da çok kalabalık nefes alınmıyor. Havası çok kötü. Geleli henüz bir kaç saat oldu. Herkes bana kötü davrandı. Hiç biriniz yardımsever değilsiniz. Başıma gelmedik şey kalmadı. Sizler de duyarsızsınız" der. 

Aradan bir kaç gün geçer. Kentin girişindeki aynı o esnaf kalabalık uzaktan bir rahibin daha geldiğini görür. Rahiplere ,Keşişlere çok meraklı olan bu küçük kalabalık yeni rahibinde etrafını sararlar ve aynı soruları yönetirler. Önce geldiği yeri ve geldiği yerin insanlarını sorarlar. Bu kez çok şaşırırlar rahibin nayif ve sempatik anlatışı ve söyledikleri onları çok etkiler. Bu ikinci Rahip de aynı yerden yani Pekin'den gelmişti. Ama Pekin'i öve öve bitirememişti . Yemyeşil ormanlarından, ferah kentin huzurundan bahsetmişti. Sonrasında Pekin'in insanları hakkında söylediği güzel şeyler de bu küçük kalabalığı iyice şaşırtmıştı. Ve küçük kalabalık bu yeni Rahib'in  kendi kentleri ve kendilerini hakkında da ne düşündüğünü çok merak ediyordu. Yeni rahip içtenlikle, gülümseyerek bu soruya da cevap verdi." Shangay da inanılmaz güzel bir kentmiş. Çok etkilendim.  Tertemiz havası , geniş ovaları var. Hele sizler, Shangay'ın insanları ne kadar iyi insanlar. Ne kadar yardımsever insanlar. Burada olmaktan ben çok mutlu oldum" der.

...Eveeet . Demek ki biz nasılsak , onu buluruz. Biz iyi ve güzel duygulardaysak , her şeyin de ne kadar güzel ve iyi olduğunu anlarız. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Mobil Demorakrasi Türkiye

Bir Demokrasi Hikayesi: Ve çok kısıtlı teknoloji ile Mobil Demokrasi projesini 2006 yılında hayata geçirdik. 888 hücre yayın kanalında yayınlanan bilgileri ilgili kanalı açık tutan (888 cellbroadcast) vatandaş, belediyesinden bilgi almaya başladı.Kimi hava durumuna ait “don olayı “ bileğisini alıp, sebzesini donmaktan kurtardı. Mobil demokras yayın kanalına “ sebze yayın kanalı” dedi. Kimi kimin vefat haberini buradan öğrendi. Adına “cenaze yayın kanalı” dedi. Kimi “kaldırma park etmeyin orası yayalar içindir” kentleşme kültürü öğretici mesajları ile kentine sahip çıktı. Belediye anons hoparlörlerini kaldırdı. Gürültü kirliliğinden kurtuldu. 3870 interaktif SMS şikayet &öneri ve referandum kanalı ile vatandaş birlikte yönetelim anlayışına dahil oldular. Vatandaş kentine sahip çıktı, burokrasi çarklarına takılmadan, tarlada,dolmuşta otobüste heryerden belediye yönetime ulaştı. O dönemde Mobil Demokrasi ‘ye inanan. duyarlı öncü belediye yönetimleri vatandaşa kulak verdi. Yatırımlar

Taşranın Yargıç Belediye Başkanları.

Ağırlıklı yabancı konuklardan oluşan, konusunun Yargı süreçleri olduğu   bir toplantıya katılmıştım. Çay arasında yabancı uzman bir konuk  taşrada yargı sürecinini çok merak ettiğini bu konudaki tecrübelerimi paylaşmamı rica etti..Özellikle basit davalarda : esnaf alacak verecek, küçük anlaşmazlık kavgaları, karı koca kavgaları konularında vatandaşın adliye sürecinde nasıl bir yol izlediğini sordu. Cevabım  kendisini çok şaşırtmıştı.Evet orada da ifade ettiğim gibi: Taşrada özellikle bahse konu olan bu küçük davalarda yargıç belediye başkanıdır.Vatandaş önce ona gider.Hatta çoğu zaman saatin bile önemi yoktur.Karısı ile kavga eden koca, tarla anlaşmazlığı komşular, alacak -verecek anlaşmazlığı esnaf  davaları gecenin bir yarısında belediye başkanının evinde çözülür.Yurdum insanları, yurdum başkanları... Yaklaşık 20 yıldır yüzlerce belediye başkanı tanıdım.Büyük bir çoğunluğunun gönül ve hizmet adamı olduğunu söylemekten ülkem adına gurur duyuyorum.

Sizin köyde eşek yok mu?

Yıl 2011. Yer :Estonya büyük elçiliği. Toplantı konusu; bilişim teknolojileri. Bir süre sonra konu demokrasi ve seçime geldi. Estonyalı hanım elindeki bir çipli kartı göstererek ülkesindeki seçimlere dünyanın her yerinden İnternet üzerinden o kart ile katılabildiğini söyledi.Toplantıdaki Türk dostlar şaşkınlıkla dinlediler. Estonyalı konuşmacı bize dönüp, bu teknolojinin çok erişilmez olmadığını Türk bilişim sektörünün de buna erişebileceğini söyledi. Söz sırası beni bulduğunda.Bu teknolojinin elbette erişilebilinir olduğunu ancak demokrasi ve seçme anlayışının da gelişmiş teknoloji kadar ileri olması gerektiğinden söz ettim. Estonyalı hanım söylediklerimi çok anlam vermemesine rağmen  nezaketle dinledi. Ama dönüş yolundaki sohbetimizde Türk dostların  beni çok iyi anladıklarını emin oldum.Önce Sami abi :"ya hakikatten her seçimde bizim hanım -tamam bey senin dediğine oy kullanacağım- der ama bugüne kadar hiç de bilemedim ki, bence tek özgür alan orası değişmesin hakikatten"